İmsak Vakti 02:00
Millî Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) eğitim sisteminde köklü değişiklikler öngören ve 2025-2026 eğitim-öğretim yılı itibarıyla hayata geçirmeye hazırlandığı yeni ölçme-değerlendirme modeli, eğitim camiasında tartışma yaratmaya devam ediyor. 17 Ekim 2025 tarihinde yönetmelikte yapılan değişiklikle “Karne” uygulamasının yerine getirilmesi planlanan “Gelişim Raporu”na en sert tepki Karaman Eğitim-İş Sendikası’ndan geldi.
Karaman Eğitim-İş Şube Başkanı Hamza Şanlıtürk, yaptığı yazılı açıklamada yeni uygulamanın pedagojik temellerden yoksun olduğunu, öğretmeni evrak işçisine dönüştürdüğünü ve Cumhuriyet değerlerini tasfiye etme amacı taşıdığını savundu.
“Pedagojik Değil, İdeolojik Bir Dayatma”
Şanlıtürk, MEB’in okul öncesi eğitimde “Beceri Edinim Raporu”, ilkokullarda ise “Gelişim Raporu” adı altında başlattığı sürecin, teknik bir düzenleme olmaktan çok ideolojik bir adım olduğunu öne sürdü. Özellikle yeni belgelerde Atatürk imgelerine yer verilmemesini eleştiren Şanlıtürk, “Bu değişiklik, pedagojik kılıflar ardına gizlenerek Cumhuriyet değerlerini sistematik şekilde tasfiye etme girişimidir. Karne yerine verilecek bu belgelerden Atatürk silüetinin kaldırılması, kararın eğitsel değil siyasi bir doğrultuda alındığının en somut kanıtıdır” ifadelerini kullandı.
“Öğrenciyi Etiketleme Riski Taşıyor”
Sendika tarafından yapılan detaylı teknik analizde, yeni sistemin öğrenciler üzerinde “etiketlenme” riski oluşturduğuna dikkat çekildi. Şanlıtürk, durumu şu örnekle açıkladı: “Örneğin, 2. sınıf Türkçe dersinde bir öğrencinin konuşma kazanımlarından birinin olumsuz işaretlenmesi, veliler tarafından basit bir eksiklik olarak değil, çocuğun psikolojik veya zihinsel bir sorunu olduğu şeklinde yorumlanabilir. Bu durum, öğrencinin gelişimini desteklemek bir yana, onu çocuk yaşta damgalayan travmatik sonuçlara yol açacaktır.”
Öğretmenlere “Angarya” Yükü: Binlerce Kutucuk İşaretlenecek
Açıklamada en çok dikkat çeken noktalardan biri de öğretmenlerin karşılaşacağı devasa iş yükü oldu. Gelişim Raporlarının, öğretmenleri asli görevi olan eğitimden uzaklaştırıp birer “veri giriş memuruna” dönüştüreceği iddia edildi.
Sistemin matematiksel yükünü ortaya koyan Şanlıtürk, “Sadece 2. sınıf Türkçe dersi için bir öğretmenin, her öğrenci adına 87 ayrı kazanımı değerlendirmesi gerekiyor. 35 kişilik bir sınıfta bu, tek bir ders için 3 bin 45 işaretleme demektir. Üçüncü sınıfta bu sayı 9 binin üzerine çıkmaktadır. Öğretmenin zamanı ve emeği, öğrencinin gözünün içine bakmaya değil, ekran başında kutucuk doldurmaya harcanacaktır” diyerek uygulamanın uygulanabilir olmadığını vurguladı.
“Karne Heyecanı ve Kültürü Yok Ediliyor”
Eğitim-İş Başkanı, Türk eğitim sisteminin köklü geleneklerinden biri olan karne kültürünün de bu modelle sona ereceğini belirtti. Karnenin öğrenci için motivasyon, aile içinse eğitim hayatına dair bir hafıza niteliği taşıdığını hatırlatan Şanlıtürk, karmaşık ve teknik detaylara boğulmuş raporların velilerde kafa karışıklığı ve kaygı yaratacağını ifade etti.
Şanlıtürk açıklamasını, “Bakanlık bu yanlıştan derhal dönmeli, karne geleneğini sürdürmelidir. Kazanım değerlendirmeleri veliye sunulan bir karne değil, öğretmen dosyasında tutulan teknik bir takip verisi olarak kalmalıdır” çağrısıyla sonlandırdı.
Karaman’da Nefes Kesen Kurtarma!