DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Karaman 5°C
Az Bulutlu

Bizim aile

Gönül AKPINAR
Gönül Akpınar İletişim Akademisi köşesi ile ibrala.com sitenizde
06.01.2021
A+
A-

Bizim Aile gönül akpınar ibrala.comMerhaba;
Önceki yazılarımda sosyal medya ve internet bağımlılığının bizi nasıl yalnızlaştırdığını anlatmaya çalışmıştım. Bu yazımda; durumun vehametini biraz daha görünür kılmak adına, sizlere bilimsel verilerden bahsetmek istiyorum. Geçen haftalarda yazdıklarımı abartı bulanlar varsa; buyurun benden değil, istatistiklerden dinleyin olan biteni.
İnsan sosyal bir varlıktır; kabul. Hepimiz var olduğumuz günden itibaren etrafımızı keşfetme, başkalarıyla iletişim kurma çabasındayız. Eskiden insanlar doğdukları yerde yaşayıp ölürlermiş. Bırakın başka ülkeleri, köyden kente gitmeden bir ömür geçip gidermiş. Teknolojik gelişmelerle birlikte insanlar uzak yerlere seyahat edebilmeye başlayınca, bilginin de uzak mesafelere aktarılması ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Tüm bu gelişmeler sonucunda geleneksel haberleşme araçları hayatımıza girmiştir. Bilgi verme amaçlı kullanılmaya başlayan medya; günümüzde insanların yaşam biçimlerini, yaklaşımlarını, kültürlerini dönüştürme gücüne sahip bir yapıya bürünmüştür

20. yüzyılın sonlarında hayatımıza giren internet, bugün hayatımızın tamamını ele geçirmiş durumdadır. Türkiye’de internet kullanımı 2020 yılında 16-74 yaş grubundaki bireylerde %79 olmuştur. Yani 16 yaşından büyük her 5 kişiden 4’ü internet kullanmaktadır. Belirli bir yaşın üzerinde olan insanımızın çoğunun interneti kullanmayı bilmediği hepimizce malumdur. Demek ki ülkemizde 16 yaşın üzerinde olan ve interneti kullanabilecek durumda olan herkes internet kullanmaktadır. Hane halkı bilişim teknolojileri kullanım araştırması sonuçlarına göre 2020 yılı Nisan ayında hanelerin %90,7’si evden internete erişim imkânına sahiptir. Verilerden anlaşılacağı üzere internet artık hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Türkiye İstatistik Kurumu verileri 16 yaş altındaki kullanıcılarla ilgili bilgi vermese de, cep telefonu ve tabletler sayesinde çocukların da interneti rahatça kullandığı bilinen bir gerçektir. Bugün gelinen noktada aileler yeni doğan bebeklerine nüfus cüzdanı çıkartmadan önce sosyal medya hesabı açmaktadır.

Yeni medya ya da sosyal medya adı verilen bu iletişim platformlarını kullanmak oldukça kolaydır. Her yaştan her kesimi bünyesinde barındıran sosyal paylaşım ağları, genç kullanıcıların sayısı bir hayli fazla olsa da, 7’den 70’e her yaş grubundan pek çok insanın aktif olarak kullandığı bir kitle iletişim aracıdır. Eğitim, bilgi ve farkındalık düzeyi ne olursa olsun bütün bireyler sosyal medyayı kullanabilmekte, ürettikleri içerikleri diğer insanlarla özgürce paylaşabilmektedir. Sosyal medya kullanımının artması güvenlik, gerçek dünyadan uzaklaşma, yalnızlaşma gibi pek çok sorunu da beraberinde getirmiştir.
Son 3 yılda internet ve sosyal medya ile ilgili yapılan araştırmalardan birkaç çarpıcı sonucu sizlerle paylaşmak istiyorum. Yapılan çalışmalara göre lise öğrencilerinde yalnızlık düzeyi arttıkça sosyal medya kullanımı da artmaktadır. “Sosyal medya siteleri sayesinde yalnızlıktan kurtulduğunu” düşünen gençler, arkadaşları ile yüz yüze ilişki kurmaktan kaçınmaktadır. Çalışmalarda katılımcıların sosyal medyada daha rahat iletişim kurabildikleri, sosyal medyayı gündelik hayatın sorunlarından uzaklaşmak için kullandıkları ve sosyal medyayı bilinçli olarak yüz yüze iletişime tercih ettikleri görülmektedir. İletişim becerileri az olan gençler, sosyal medyayı daha çok kullanmaktadır ya da diğer ifadeyle sosyal medya kullanımı arttıkça iletişim becerisi azalmaktadır. Gerçek hayatta başkalarıyla konuşmaya cesareti olmayan gençler; sosyal ilişki kurmak ve kurulan ilişkileri sürdürmek için interneti kullanmaktadır.
Yetişkinlerin sosyal medya tutumlarını inceleyen çalışmalarda; bireylerin sosyal medya kullanımlarıyla yalnızlık düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki bulunamadığı, sosyal medyanın kendisini yalnızlaştırdığını düşünen 53 yaş üzeri bireylerin de bu durumdan rahatsızlık hissetmedikleri görülmektedir. Peki gerçek hayatta kendisini yalnız hissetmeyen yetişkin bireyler niçin sosyal medya kullanmaktadır? Bu soruya cevaben yetişkinler haberdar olma ve güncel gelişmeleri takip etme ihtiyaçları nedeniyle sosyal medyayı kullandıklarını ifade etmişlerdir Yazımın başında sosyal medya kullanımının her yaştan her kesimi etkilediğini söylemiştim. Öğretmenler üzerinde yapılan bir çalışmada; sosyal medya kullanımı arttığında evlilikte uyum düzeyinin de arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Beklenenin dışındaki bu sonuç oldukça ilginçtir.

İncelenen çalışmalar ışığında; aileyi oluşturan anne, baba ve çocukların, hatta büyükanne ve büyükbabaların günün önemli bir kısmını sosyal medyada geçirdiği görülmektedir. Aile üyeleri; sosyal medya kullanımlarının kendilerini yalnızlaştırdığı, diğer aile bireylerinden uzaklaştırdığı gerçeğinin farkında olsalar da, pek çoğu bu durumu rahatsız edici olarak görmemektedirler. Bireylerin iletişim tercihleri sosyal medyadan sonra büyük ölçüde değişime uğramıştır. Sosyal medya, bir iletişim aracı olmanın ötesine geçmiş, kendi iletişim şeklini ve toplumunu oluşturmuştur. Sosyal medya toplumunda aileler yüz yüze iletişim kurmaktan çekinen, sosyal medyayı sosyalleşmenin öncelikli kaynağı olarak gören insanlardan oluşmaktadır. İnternet öncesi toplumda ailenin üstlendiği, kültür aktarımı ve sosyalleştirme görevlerini günümüzde sosyal medya üstlenmiş görünmektedir.
Görüldüğü üzere sosyal medyanın yaşamımızı kontrol etmeye ve bizleri yalnızlaştırmaya başladığı; kuru bir şüphe değil, bilimsel olarak desteklenen bir tespittir. İnternetin kölesi değil, efendisi olmamız gerektiğini bir an evvel hatırlayıp; kontrolü ele almamız icap etmektedir. Bu değişime giden yolda ilk adım; mevcut durumu tespit etmek ve hatamızın farkına varmaktı ki şimdiye kadar yazdığım yazılarda bunu yapmış olduk. Bundan sonraki süreçte; hatamızı düzeltmek için neler yapabileceğimizi konuşmanın zamanı geldi sanırım. Bu süreçte “Ben napayım” deyip kenara çekilmeden, “Ben ne yapabilirim?” diye düşünmemiz ve öncelikle kendimizi değiştirmemiz gerekecek. Tek başımıza bir toplumu değiştirecek güce sahip olamayabiliriz ancak toplumun tek tek bireylerden oluştuğunu unutmamalı ve kendimizi hafife almamalıyız.
Bir sonraki yazımda buluşuncaya kadar; hoşça kalın, iletişimde kalın.

Gönül Akpınar
ibrala.com


TIKLA RADYO DİNLE Televizyon İzle
Karaman Dijital Kütüphanesi Kuruldu
YORUMLAR
  1. Kmuparody dedi ki:

    Harika içeriklere bizi buluşturduğunuz için teşekkür ederiz hocam 🍍