h Dolar 17,9239 % 0.04
h Euro 18,2708 % 0.04
h Çeyrek Altın 1.678,00 %-0,12
h BIST100 2.913,30 %1,96
a İmsak Vakti 02:00
Karaman 28°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
KARAMAN HABER
KARAMAN HABER
Av. Ramazan Eryiğit

Av. Ramazan Eryiğit

16 Ağustos 2022 Salı

Mirasçılık hakkında merak edilenler

Mirasçılık hakkında merak edilenler
0

BEĞENDİM

ABONE OL

YASAL MİRASÇI OLARAK, SİZE MİRAS KALAN GAYRİMENKULLERİNİZ VE MENKUL DİĞER MALLARINIZ İÇİN HUKUKEN NE YAPABİLİRSİNİZ?
Ölüm olayı, hayatımızın bir kaçınılmaz bir olgusudur. Bu olgunun hukuki yansımaları ve sonuçları ise her olaya göre farklılık göstermektedir. Yani, bir kişinin vefat etmesi ile her şey sona ermemekle birlikte, bazı kişiler için, özellikle de mirasçılar için, yeni bir hukuki sürece girilmektedir.
Meydana gelen bu yeni sürecin, en başından itibaren hukuki açıdan çok iyi bir şekilde yönetilmesi gerekmektedir. Zira mirasçılık işlemlerinin hukuki prosedürü çeşitli ve fazladır. Aksi takdirde, olası bir dava ile veya maddi yükümlülüklerle karşı karşıya kalmak kaçınılmaz bir hal almaktadır.

Mirasçılık işlemleri için karşı karşıya kalınabilecek prosedürler şu şekildedir:

*Veraset ilamı çıkarılması,
*Taşınmaz rayiç bedel tespiti,
*Veraset intikal vergisi,
*Tapu tescil işlemleri,
*Ayrıca anlaşmazlık halinde İzale-i şüyu (ortaklığın giderilmesi) davası.

Yukarıdaki ilk dört işlemin her birisi ayrı ayrı önem taşımaktadır. Zira, bu işlemlerden birisinin eksik olması halinde Tapu Müdürlüğünde tescil yapılabilmesi mümkün olmamaktadır. Miras paylaşımı konusunda mirasçılar arasında herhangi bir anlaşmazlık yaşanması halinde ise bu anlaşmazlığın çözümü için dava yoluna gidilmektedir.
Özellikle yurt dışında yaşayan gurbetçi vatandaşlarımızın, miras işleri ile alakadar olacak yeterli zamanları bulunmadığından işin uzmanlarından hukuki yardım alınması çok önemlidir.
Miras kalan taşınmaz mallar için, mirasçılar arasında en büyük sorunlardan birisi: Miras kalan taşınmazların paylaşımıdır. Miras kalan taşınmazlar üzerinde mirasçılar, kanunen elbirliği ile yani iştirak halinde hak sahibi olurlar. Peki elbirliği ile mülkiyet paylı mülkiyet haline nasıl çevrilir?
Bu sorunun cevabı, mirasla birden fazla mirasçının elbirliği ile malik olduğu bir gayrimenkul örneği ile basitleştirilebilir:
1-) Tüm mirasçıların birlikte karar vermek zorunda olduğu elbirliği halinde mülkiyet, mirasçılardan birisinin Tapu Sicil Müdürlüğü’ne başvurusu ve bu başvuru için gerekli işlemlerin tamamlanmasının ardından paylı mülkiyete dönüştürülür.
2-) Başvuru dilekçesi ile başlayan süreçte dilekçeye tapu ve mirasçılık belgesi gibi gerekli evraklar eklenir.
3-) Tapu Sicil Müdürü, diğer mirasçılara başvuruya itiraz etmeleri için belirli bir süre tanır. Bu süre içerisinde diğer mirasçılardan herhangi bir itiraz gelmezse, işlem tamamlanır ve tapuda elbirliği ile mülkiyet bozulur. Yani elbirliği ile mülkiyetin bozulması için tüm mirasçıların başvuru yapmasına gerek bulunmaz.

4-) Yasalar ve bu kapsamdaki sözleşmeler çerçevesinde kurulan tapuda elbirliği halinde mülkiyet, hak sahibi olanlardan birinin Tapu Sicil Müdürlüğü’ne başvuru yapması ve sürecin tamamlanması ile bozulur.
Mirasçılardan birisinin itiraz etmesi halinde, elbirliği ile mülkiyet, paylı mülkiyete nasıl çevrilir?
Elbirliği ile mülkiyette hak sahiplerinin payları ne şekilde belirlenir?
Elbirliği ile mülkiyette mirasçılardan birisi payını satmak istediğinde veya payının satılmasına rıza göstermediği durumlarda, anlaşmazlık nasıl çözüme kavuşturulabilir? Mirasçılık konusu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununda ve sair mevzuatımızda ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir.

Avukat Ramazan Eryiğit

Devamını Oku

Kira artışlarına ilişkin merak edilenler

Kira artışlarına ilişkin merak edilenler
0

BEĞENDİM

ABONE OL

11.06.2022 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan “7409 sayılı Avukatlık Kanunu ile Türk Borçlar Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ile Türk Borçlar Kanunu’na (TBK) aşağıdaki geçici madde eklenmiştir:

“GEÇİCİ MADDE 1- Konut kiraları bakımından bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih ilâ 1/7/2023 (bu tarih dâhil) tarihleri arasında yenilenen kira dönemlerinde uygulanacak kira bedeline ilişkin anlaşmalar, bir önceki kira yılına ait kira bedelinin yüzde yirmi beşini geçmemek koşuluyla geçerlidir. Bir önceki kira yılının tüketici fiyat endeksindeki on iki aylık ortalamalara göre değişim oranının yüzde yirmi beşin altında kalması halinde değişim oranı geçerlidir. Bu kural, bir yıldan daha uzun süreli kira sözleşmelerinde de uygulanır. Bu oranları geçecek şekilde yapılan sözleşmeler, fazla miktar yönünden geçersizdir. Bu fıkra hükmü, 344 üncü maddenin ikinci fıkrası uyarınca hâkim tarafından verilecek kararlar bakımından da uygulanır.”

Enflasyon oranlarının her ay önceki aydan yüksek açıklanması nedeni ile yüksek enflasyon oranlarını bahane ederek ev sahiplerinin her ay açıklanan kira artış oranının üzerinde kira artışı yaptığı ihbarları üzerine kiracıların mağduriyetini önlemek adına getirilmiş bir düzenlemedir.

BU DÜZENLEME İLE ÖZETLE :

1-) 01.07.2023 tarihine (bu tarih dahil) kadar yenilenen konut kira sözleşmelerinde kira bedelinde en fazla %25 oranında artış yapılabilecektir. Bu oranı geçecek şekilde yapılan sözleşmeler, fazla miktar yönünden geçersiz olacaktır. Bu hüküm 11.06.2022- 01.07.2023 tarihleri arasında yenilenen kira bedeline ilişkin anlaşmalar için de geçerlidir.

2-)Bu düzenleme özellikle geçici madde ile yapılmıştır. Çünkü kalıcı bir düzenleme olması istenilmemiştir.
3-)Bu artış sadece mesken kiraları için geçerli olup iş yerleri için geçerli değildir.
4-)Yeni yapılan kira sözleşmelerinde bedel ilk defa belirleneceği için, önceki bedelin artışına ilişkin olan bu hüküm yeni yapılacak kira sözleşmelerinde uygulanmayacaktır.

5-) Türk Borçlar Kanunu (TBK)’nın 344/2. maddesi uyarınca, taraflarca kira bedeli konusunda bir anlaşma yapılmamışsa, kira bedeli, bir önceki kira yılının tüketici fiyat endeksindeki on iki aylık ortalamalara göre değişim oranını geçmemek koşuluyla hakim tarafından, kiralananın durumu göz önüne alınarak hakkaniyete göre belirlenmektedir. Ancak, 7409 sayılı Kanun ile getirilen konut kira artışındaki %25 sınırı, TBK’nın 344/2. maddesi uyarınca hakim tarafından verilecek olan kararlar bakımından da uygulanacaktır.

6-)Bir önceki kira yılının tüketici fiyat endeksindeki on iki aylık ortalamalara göre değişim oranı (TÜFE), %25’in altında kalması halinde kira tutarındaki artışın belirlenmesinde değişim oranı (TÜFE) kullanılacaktır.

7-)TBK’nın 344/3. maddesinde beş yıldan uzun süreli veya beş yıldan sonra yenilenen kira sözleşmelerinde ve bundan sonraki her beş yılın sonunda, yeni kira yılında uygulanacak kira bedelinin, hakim tarafından; Tüketici fiyat endeksindeki on iki aylık ortalamalara göre değişim oranı, Kiralananın durumu ve Emsal kira bedelleri göz önünde tutularak hakkaniyete uygun biçimde belirleneceği ifade edilmiştir. Buna göre, taraflarca kira bedeli konusunda bir anlaşma yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın, beş yıldan uzun süreli veya beş yıldan sonra yenilenen kira sözleşmelerinde ve bundan sonraki her beş yılın sonunda, yeni kira yılında uygulanacak olan kira bedelinin, hâkim tarafından belirlenmesine ilişkin davalara %25’lik sınırın uygulanmayacağı anlaşılmaktadır.

AKLA TAKILAN SORULAR:

1-Peki taraflar % 25 lik artış oranı üzerinde anlaşamazlarsa ne olur? Açılacak tahliye davaları nasıl sonuçlanır?
2- Yeni yapılacak kira sözleşmelerinde % 25 lik oran neden geçerli değildir?
3-Geçmiş aylarda yapılan (11.06.2022 tarihinden önce) % 25 ‘in üzerindeki zamların çözümü nedir?
4-Tek evi olup sadece kira alacağı ile geçine n ile 10 tane evi olan ev sahibi arasında % 25 lik kira artış oranı nedeni ile bir fark olacak mıdır?
5-Yeni yapılacak kira sözleşmelerinde % 25 lik kira artış oranının uygulanmaması sebebiyle ev sahipleri tarafından istenen hava parası ve tahliye taahhütnameleri ne anlama gelir? Bu konularda ev sahipleri ve kiracılar neler dikkat etmelidirler?
6-Kiracı 5 yılı doldurmuşsa kiralayan % 25 in üzerinde kira artışı isteyebilir mi?
Tüm bu soruların cevaplarını bilgilendirme yazımın içinde bulabilirsiniz.

Avukat Ramazan Eryiğit

Devamını Oku

Karaman’da şapkanın önümüze konulma vakti

Karaman’da şapkanın önümüze konulma vakti
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Ahilik, Ahi Evran tarafından Hacı Bektaş-ı Veli’nin tavsiyesiyle kurulan esnaf dayanışma teşkilatıdır. Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde Anadolu’da yaşayan Alevî-Bektaşi Müslüman Türkmen halkın sanat, ticaret, ekonomi gibi çeşitli meslek alanlarında yetişmelerini sağlayan, onları hem ekonomik hem de ahlaki yönden yetiştiren, çalışma yaşamını ve iyi insan meziyetlerini esas alarak düzenleyen bir örgütlenmedir.

Ahilik teşkilatının işlevlerini günümüzde ise esnaf odaları görmektedir. Esnaflarımızın oluşturduğu odalar çok kısa bir süre içerisinde seçim atmosferine girmiş olacaklar. Zira 2022 yılının hemen başı itibariyle Karaman Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliğine (KESOB) bağlı esnaf odalarının tamamında seçim heyecanı ile başlıyor.
Ocak ve Şubat ayında gerçekleştirilecek oda genel kurulları ile Karaman esnaf ve sanatkârları önümüzdeki 4 yıl için görev yapacak yeni yöneticilerini belirleyecek.
Küçük yaşlardan itibaren emek vererek kazanmanın ne demek olduğunu bilen bir bakkal esnafı çocuğu olarak ifade etmek isterim ki; esnaflar yöneticilerinin yanlarında olmasına belki de en fazla bu dönem ihtiyaç duydu. Sesini her alanda duyurmak, Covid salgının sebep olduğu her türlü olumsuzlukla mücadele edebilmek ve evine helal bir rızık götürebilmek için kapısının çalınmasını, halinin sorulmasını bekledi.

Sabahın ilk ışıklarında gidip işyerinin kapısını açmak, temizliğini yapmak ve saatlerce bıkmadan usanmadan müşterilerinin ihtiyacını görüp onları memnun etmeye çabalamak o kadar zor bir iştir ki; bunu ancak esnaflık yapanlar ya da esnaf bir aileden gelenler bilir. Son dönemlerde bir de buna küçük esnafın alternatifi olarak tüm illerde fazlaca artan AVM’ler, küresel ve yaygın market zincirleri ve internetten alışveriş imkânı gibi farklı olumsuzluklar eklenince esnaflarımız dükkânlarını adeta siftahsız kapattırır hale geldiler.
Şapkanın önümüze konulma dönemi geldi. Her yerde verilen oylar ile en ön protokolde oturan esnaflarımızın başları veya ben hizmet için geliyorum diyen başkan adayları ne kadar temsil ediyor veya edecek. Dört yıl çok uzun bir süre ve ekonominin günlük olarak değiştiği, toplumun internet alışverişine yoğunlaştığı dönemde küçük esnafın ayakta kalabilmesi için doğru kararlar vermek, doğru kararlar verecek yöneticiler seçmek lazım.

Salgın hastalık nedeniyle işyerlerinin kapalı kaldığı dönemde gerekli yardımı ve desteği görmediklerini belirten esnaflarımızın serzenişlerini hepimiz biliyoruz. Oysa Ahi demek kardeş demek değil mi? Kardeşlik de en zor zamanında yanında olmayı, omuz vermeyi, destek çıkmayı, dert dinlemeyi gerektirmez mi?
Terzi, şoför, marangoz, bakkal, tamirci.. Hepsinin de özellikle böyle sıkıntılı dönemlerde kendileri için ilgili makamların kapısını çalan, başkentin yollarını aşındıran yöneticilere ihtiyacı var. Kısa süre sonra başlayacak oda seçimlerinde esnaflarımızın verecekleri her bir oy, alın terinin, vefanın, fedakârlığın ve samimiyetin de değerini gösterecek. Çocukluğumun hatıraları adına anımsatmak istedim.

Yeni yıl tüm vatandaşlarımıza olduğu gibi esnaflarımıza da sağlık, huzur, bereket ve dayanışma getirsin..

Avukat Ramazan Eryiğit

Devamını Oku

5. Yargı Paketi

5. Yargı Paketi
0

BEĞENDİM

ABONE OL

 

BORÇLUNUN HACZEDİLEN MALINI SATABİLMESİ VE DİĞER YENİLİKLER

5. yargı paketi

Merakla beklenen ve köklü değişiklikler içeren “5. Yargı Paketi” TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi. TBMM Genel Kurulu, 24 Kasım 2021 tarihinde, Meclis Başkanvekili Celal Adan başkanlığında toplandı. Kamuoyunda 5. Yargı Paketi olarak bilinen, İcra İflas Kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik öngören yasa teklifi, görüşülerek kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilen 5. Yargı Paketinde yer alan düzenlemelere göre;
*Açık cezaevine sevk edilecekler ile açık cezaevlerinde bulunanlar için uygulanan Covid-19 izin süresi 31 Mayıs 2022 tarihine kadar uzatılabilecek.
*Boşanmış ebeveynlerin çocuklarının anlaşmazlık durumunda çocuk tesliminde icra ile teslimi kaldırılacak.
*Borçlulara haczedilen malını satma imkanı verilecek.
*Başka bir işleme gerek kalmadan teminata konu olan para alacaklıya ödenecek.

1-) ÇOCUK TESLİMİNDE İCRA

Düzenlemeyle, boşanmış ebeveynlerin çocuklarının anlaşmazlık durumunda icra yoluyla anne ya da babasıyla görüştürülmesi uygulaması sona erecek. Velayeti elinde bulunduran ama çocuğu göstermeyen anne ya da babadan velayet alınabilecek. Çocuk teslimi veya çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair aile mahkemelerince verilen ilam veya tedbir kararları, çocuğun üstün yararı esas alınarak, Adalet Bakanlığınca kurulan adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüklerince yerine getirilecek. Çocuk teslimine dair ilam ya da tedbir kararlarının yerine getirilmesine ilişkin teslim emrine aykırı hareket edenler ile emrin gereğinin yerine getirilmesini engelleyenler, bir ay içinde yapılacak şikayet üzerine, fiil suç teşkil etse dahi, üç aya kadar disiplin hapsi ile cezalandırılacak.

2-) AÇIK CEZA İNFAZ KURUMUNDA BULUNAN HÜKÜMLÜLER İÇİN SÜRE UZATIMI

Genel Kuruldaki görüşmeler sırasında 5 siyasi partinin ortak önergesiyle yapılan değişiklikle 30 Kasım’da süresi dolan ve ‘Covid-19 izni’ nedeniyle infazlarını evinde geçirenlerle ilgili yeni düzenlemeye gidildi. Buna göre; salgın sebebiyle, açık ceza infaz kurumlarında bulunanlar ile kapalı ceza infaz kurumunda bulunup da açık ceza infaz kurumlarına ayrılmaya hak kazanan hükümlüler, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezasının infazına karar verilen hükümlülerin bu kapsamdaki izin süresi 31 Mayıs 2022 tarihine kadar uzatılabilecek.

3-) TEMİNATA KONU OLAN PARANIN ALACAKLIYA ÖDENMESİ

Teklif ile, iş yoğunluğunun veya personel sayısının fazla olduğu icra dairelerinde dairenin düzenli, uyumlu ve verimli bir şekilde çalışmasını sağlamak amacıyla Adalet Bakanlığı tarafından icra müdür ve müdür yardımcıları arasından, icra müdürünün yetkilerini haiz bir icra başmüdürü görevlendirilebilecek. Bölge adliye mahkemesince istinaf başvurusunun kesin olarak esastan reddine karar verilmesi halinde, alacaklının istemi üzerine, başkaca işleme gerek kalmaksızın teminata konu olan para alacaklıya ödenecek.
İstinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin karara karşı temyiz yolunun açık olması halinde icranın geri bırakılması kararının etkisi, temyiz yoluna başvurma süresinin dolmasına kadar devam edecek.
Haczi yapan memur, sicile kayıtlı mallar hariç olmak üzere haczettiği malın kıymetini takdir edecek, icabında bilirkişiye müracaat edebilecek. Sicile kayıtlı motorlu kara araçlarında ise alacaklı, hacizden itibaren altı ay içinde satılmasını isteyebilecek.

4-) BORÇLUNUN HACZEDİLEN MALINI SATABİLMESİ

2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nda yapılan değişiklikle; icra sisteminde fiziki ortamda satış usulü kaldırılıyor, elektronik ortamda satış imkanı getiriliyor. Alacaklı veya borçlu, hacizden itibaren bir yıl içinde haczolunan malın satışını isteyebilecek.
Teklifle, talebi halinde borçluya, haczedilen malın rızaen satışı amacıyla yetki veriliyor. Borçlu, kıymet takdirinin tebliğinden itibaren 7 gün içinde haczedilen malının rızaen satışı için kendisine yetki verilmesini talep edebilecek. Haczedilen malların elektronik ortamda satışına ilişkin hükümlerin uygulanmasına, Adalet Bakanlığınca belirlenen il veya ilçelerde, buna ilişkin yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren başlanacak ve en geç bir yılın sonunda ülke genelinde uygulamaya geçilecek.

Devamını Oku

Çocuk Haczi Bitiyor mu?

Çocuk Haczi Bitiyor mu?
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Velâyet hakkına sahip olmayan ya da çocuk kendisinden alınmış olan ana-babaya, hukuk düzenince çocukla kişisel ilişki kurma hakkı tanınmıştır. Yeni Medeni Kanunumuz Önceki Kanunun sadece boşanma ile ilgili olarak düzenlediği bu konuyu, gerek çocuk ile ana baba arasında, gerek çocuk ile üçüncü kişiler arasında kişisel ilişki kurulması bakımından ayrıntılı biçimde düzenlemektedir.

Özellikle, boşanmadan sonra, velâyete sahip olmayan ana veya baba ile çocuk arasındaki kişisel ilişki, boşanmanın en önemli sonucudur. Taraflar genellikle aralarındaki tartışmaları boşanmadan sonra da devam ettirdikleri için kişisel ilişki hakkı, çocuğun boşanmadan sonraki gelişimini olumlu veya olumsuz yönde etkileyen en önemli etmendir. Hâkim bu olguyu dikkate alarak kişisel ilişki hakkını açık, tarafların yorumuna ve tartışmasına meydan vermeyecek biçimde ve ayrıntıları ile düzenlemelidir. Aksi halde genelde de dostça ayrılmayan ve ilişkilerini medeni bir şekilde devam ettiremeyen tarafların arasında yeni anlaşmazlıklar ortaya çıkaracaktır.

Ana baba ile çocuk ilişkisi salt hukukî bir ilişki değil, aynı zamanda duygusal bir ilişkidir. Ana baba ile çocuk arasındaki ilişki, hukuken kalksa da kişilerin ana baba ve çocuk olma statüleri ve duygusal bağlılıkları sona ermez. Velâyet hakkına sahip olmayan veya velâyet hakkına sahip olmakla birlikte, çocuğu fiilen yanında bulunduramayan ana baba ile çocuk arasında hukuk düzenince bir ilişki kurulması söz konusu olmazsa, ana/baba ve çocuk yaşam içindeki sevinçleri, hüzünleri paylaşamayacağı için zaman geçtikçe birbirlerine yabancı olacaklardır. Bunun oluşmaması için ana baba ile çocuk arasındaki duygusal paylaşımın devam etmesi gerekir. Bu ise, hukuken ana baba ile çocuğun kişisel ilişki kurma hakkına sahip olması ile gerçekleşebilir.

Kişisel İlişki Hakkının Cebri İcra Yolu İle Uygulanması

Çocuk kendisine verilmemiş olan tarafın hâkimin belirleyeceği gün ve saatlerde çocuk ile temas etmesine, onunla görüşmesine, onu gezdirmesine, yedirip içirmesine, giydirmesine diğer taraf engel olamaz. Bu konuda İcra ve İflâs Kanununun çocuk ile kişisel ilişki kurulmasına ilişkin mahkeme kararının uygulanmasını kolaylaştırıcı, diğer tarafı bu karara uymaya zorlayıcı hükümleri vardır. İcra ve İflâs Kanununun 25a maddesinde çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin ilâmların icrası özel olarak düzenlenmiştir. Velâyet hakkına sahip veya çocuk fiilen kendisine verilmiş kişi, çocukla kişisel ilişkide bulunma hakkına sahip olan kişinin çocukla kişisel ilişki kurma hakkını kullanmasına izin vermezse, kişisel ilişkiyi öngören ilâmı hak sahibi icraya koyarak takip talebinde bulunabilir (İİK.25a md.). Bu talebi alan icra memuru borçluya (velâyete sahip tarafa) bir icra emri gönderir (İİK.25a md.). Bu icra emrine, İcra ve İflâs Kanununun 24. maddesindeki genel hususlardan başka, çocuğun ilâm hükümleri dairesinde lehine hüküm verilen taraf ile kişisel ilişkide bulunmasına engel olunmaması, aksi takdirde hükmün zorla yerine getirileceği ve İcra ve İflâs Kanununun 341. maddesine göre cezalandırılacağı ihtarı da eklenir. Borçlu, bu emre uymazsa ilâm hükmü zorla yerine getirilir ve çocuk ziyaret hakkı sahibine ziyaret amacı ile teslim edilir. Kişisel ilişkinin kurulmasına ilişkin mahkeme kararı, teknik olarak İcra ve İflâs Kanununu açısından bakıldığında; icra edilebilir bir ilâm niteliğindedir. Eğer, taraflar ilam hükmünü yerine getirmezlerse bu zorla icra edilir. İcra ve İflâs Kanununu açısından kişisel ilişki kurulmasına ilişkin hükmün icrası için zor kullanılabilir, bu açıdan her hangi bir taşınır konusundaki mahkeme kararının icrasından pek bir farkı yoktur. Çünkü, İcra ve İflâs Kanununun 25a maddesinde taşınır teslimine ilişkin 24. maddeye atıf yapılmıştır.

Acaba çocuk kişisel ilişki kurmayı reddediyorsa, kişisel ilişki hakkına sahip kişi ile kişisel ilişkide bulunmaya zorlanabilir mi? Madde 25b -“Çocukların teslimine ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilâmların icrası, icra müdürü ile birlikte Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu tarafından görevlendirilen sosyal çalışmacı, pedagog, psikolog veya çocuk gelişimcisi gibi bir uzmanın, bunların bulunmadığı yerlerde bir eğitimcinin hazır bulunması suretiyle yerine getirilir.İcra memurunun yanında uzman bir kişinin bulunması ve ilâmın icrasının bu şekilde yapılacağı düzenlenmekle birlikte, uzmanın görüşüne icra müdürünün uymak zorunda olup olmadığı hususu açık değildir.

İdeal olan durum, velâyet hakkına sahip ana veya babanın, boşandığı eşi ile çocuğun kişisel ilişki kurmasını kolaylaştıracak biçimde davranmasıdır. Fakat boşanmış eşlerin büyük çoğunluğu bunu gerçekleştiremez. Velâyet hakkına sahip taraf çocuğu karşı taraf aleyhine etkilemekte, bu ise çocukla karşı taraf arasındaki ilişkinin bozulmasına ve çocuğun bu nedenle kişisel ilişki hakkını reddetmesine neden olmaktadır. Burada etki altında olan çocuğun kişisel ilişkiyi reddetmesi haksız, belki çoğu durumda da çocuğun yararına aykırı da olabilir. Fakat buna rağmen, kişisel ilişkinin zorla uygulanması uygun olmaz. Böyle bir zorlama taraflar arasındaki çatışmaları çocuğun zararına olarak daha da artırır. Kişisel ilişki hakkına sahip olan ana/babadan çocuğun uzaklaşmasını onu düşman gibi görmesine dahi neden olur ki, bu, bugün kanunlarda, doktrin ve uygulamada kabul edilmiş “çocuğun yararı” ilkesine ters düşer. Kişisel ilişkiyi reddeden çocuğa zor kullanılmamalıdır. Kuşkusuz çocuğun ziyaret aleyhindeki haklı olmayan, özellikle kendi yararlarına aykırı bulunan direnci giderilmeye çalışılacaktır Fakat bunun için sosyal hizmet ve psikoloji eğitimi görmüş uzmanlardan yararlanılmalıdır (İİK.25b). Uzmanların görüşmesi, gerekirse terapi uygulamaları ile çocuk kişisel ilişkiye ikna edilmelidir. Fakat hüküm çocuğa yarardan çok zarar verecek biçimde zorla uygulanmamalıdır. Çünkü böyle bir baskı en azından kişisel ilişkinin amacına aykırı düşer . Kişisel ilişki kurulmasına ilişkin hüküm, velâyet hakkına sahip olan veya çocuğu fiilen yanında bulunduran kişinin hükme aykırı davranışı ile uygulanmayabilir. Bu durumda çocuğu, velâyet hakkına sahip ana/baba kararda tayin edilen gün ve saatte hazır bulundurup, diğer tarafa vermezse, İcra İflâs Kanunundaki yaptırım uygulanır (İİK.25-26 md.). Aksi takdirde velâyet hakkı kaldırılabilir. Ayrıca velâyet hakkı sahibine cezaî yaptırımlar da uygulanabilir (İİK.341 md.).

Sonuç olarak, kişisel ilişki kurma hakkının kullanılmasını engelleyen kişilere karşı cebri icra söz konusu olabilir, dolayısıyla baskıyla yaşama geçirilebilir; gerekirse direnen velâyet hakkı sahibinin elinden velâyetin alınması dahi söz konusu olabilir. Bu zor kullanmanın çocuğun gözü önünde ve onu etkileyecek şekilde yapılmaması, uzman kişilerin görüşleri dikkate alınarak uygulama yapılması gerekir (İİK.25b)

  1. Yargı Paketinde Getirilen Düzenlemeler

Uygulamada yaşanan tüm bu sıkıntılar nedeni ile; son günlerde gerek sosyal medyada gerek diğer mecralarda Adalet Bakanı Abdülhamit Gül ve Adalet ve Kalkınma Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal’ın yaptığı açıklamalardan Meclis Başkanlığı’na sunulan 8 ayrı kanunda değişiklik öngören 54 maddelik 5. Yargı Paketinde yeni düzenlemeler olduğunu anlıyoruz.

Getirilen düzenlemeler açıklanan başlıklar altında şu şekilde:

  • 1932 den beri uygulanan Çocuk teslimine veya çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilam veya tedbir kararlarının yerine getirilmesine ilişkin usul, icra sistemi dışına çıkarılacak ve Çocuk Koruma Kanunu kapsamına alınacak.
  • Bu kapsamda Çocuk teslimine veya çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin görev İcra dairelerinden alınacak ve Adalet Bakanlığı’nın hizmet birimi olan Adli Destek ve Mağdur hizmetleri Dairesi Başkanlığı’na tevdi edilecek,
  • Bu işlemler gerçekleştirilirken çocuğun üstün yararı gözetilerek psikolog, pedagog, sosyal çalışmacı, çocuk gelişimci ve rehber öğretmen gibi uzmanların yardımı alınacak.
  • Çocuğun anne ve babası ile görüştürülmesine ilişkin işlemler ücretsiz hale getirilecek. Bu kapsamda artık harç alınmayacak ve yapılacak tüm masraflar devlet bütçesinden karşılanacak.
  • Çocuk Teslimine veya çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair işlemler çocuğun örselenmesine neden olmayacak şekilde okul, kreş gibi mekanlarda gerçekleştirilecek. Dolayısıyla Çocuk Teslim Merkezleri hayata geçirilecek, ebeveynler Çocuk Teslim Merkezine bildirilen gün ve saatte çocuğu getirecekler. Eğer çocuk teslim merkezine çocuk getirilmezse tutanak tutulacak ve ilgili mahkemeye tevdii edilecek.
  • Çocuğun ailesi ile görüştürülmesinde uygulanan zor kullanma usullerinin tamamı kaldırılacak.
  • Çocuk Teslimi veya çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilam veya tedbir kararının yerine getirilmesini engelleyenler DİSİPLİN HAPSİ ile cezalandırılacak. Kişisel ilişki kurulmasına dair karara aykırı davranılmasının önlenmesi amacıyla kişisel ilişki kurulmasına dair kararın gerekleri yerine getirilmezse; çocuğun menfaatlerine aykırı olmamak kaydı ile VELAYET hakkı değiştirilebilecek. Bu husus kişisel ilişki kurulmasına dair kararda taraflara ihtar edilecek.

Yasa teklifinin belirtilen düzenlemeler doğrultusunda yasalaşması ile Çocuk Teslimine veya çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin günlük hayatta yaşanan sorunların önemli bir kısmı çözüme kavuşmakla birlikte kanaatimizce eksik kalan önemli bir nokta; velayeti alan ebeveynin özellikle 0-5 yaş arası çocuklara ilişkin olarak sıkça rastlanan çocuk kaçırma olayıdır. Çocuk, sırf anne veya babanın kişisel kin, nefret ve intikam gibi duyguları nedeni ile adeta diğer ebeveyne gösterilmemek adına kaçak hayatı yaşamakta, düzenli bir hayattan mahrum edilmektedir. Özellikle Karaman gibi Yurtdışı bağlantısı olan veya yurtdışında yaşayan vatandaşların çocukları; velayet verilen ebeveyn tarafından kararın hemen sonrasında Yurtdışına çıkarılmakta ve belki çocuk 18 yaşına gelene kadar diğer ebeveyni görmekten mahrum edilmektedir. Bu durum yargılama esnasında Mahkemeye özelikle belirtilerek tedbir kararı alınmadığı müddetçe gözden kaçmakta telafisi mümkün olmayan manevi hasara yol açmaktadır. Bu nedenle yasa koyucunun mutlaka boşluk olan bu hususu da caydırıcı kurallar ile yasal teminata kavuşturarak düzenlemesi gerekir.

Çocuk Teslimi veya çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair kararların uygulama aşamasında sorunsuzca uygulanması, öncelikli olarak anne ve babanın çocuğu bir intikam aracı olarak görmekten vazgeçmesi ve çocuğun üstün yararını gözetmesi ile mümkündür. Yani sorunun çözümü;  yine sorunun kaynağı olan Anne ve Babadadır.

Devamını Oku