DOLAR 8,8689
EURO 10,4740
ALTIN 499,21
BIST 1.385
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Karaman 23°C
Az Bulutlu
Karaman
23°C
Az Bulutlu
Pts 24°C
Sal 24°C
Çar 24°C
Per 23°C

Faiz Artıran MB Başkanı Kime Çalışıyor?

Esat ŞEN
Karaman Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Üyesi

Faiz Artıran MB Başkanı Kime Çalışıyor?

Nizam Tavukçuluk Karaman

Naci Ağbal’ın MB başkanı olması ile faizlerde hızlı bir yükseliş oldu. Görevi aldığında MB faizi %10,25 iken ayrıldığında %19’du. Üç defa faiz artıran Ağbal, her seferinde piyasa beklentilerinin üzerinde bir artışa imza attı. Ağbal’ın göreve başladığı ile ayrıldığı süre zarfında faizler % 85 oranında arttı. Son artış ile anlaşılan Cumhurbaşkanı Syn Erdoğan ile ters düştü ve görevden alındı.

1947 Marshall yardımları ve 1952 NATO anlaşması ile ülkemiz ekonomisi, cari açığa mahkûm olacak şekilde kurgulanmıştır. Cari açığın bir kurgu olduğu unutulmuş, her gelen iktidar; ülkemizin enerji, tasarruf, teknoloji açığı olduğunu söyleyerek cari açık vermemizin bir kader olduğuna hem kendisini hem de halkı inandırmıştır. Böylece insanımız işsiz, işverenimiz kârsız devletimiz de vergisiz bırakılmıştır. Bunun sonucu olarak herkes büyük bir borç altına sokulmuştur. Kazanan ise ülkemize mal satan yabancı ülkeler, ülkemize para satan yabancı finans baronları ile ülkemizdeki işbirlikçileri olmuştur.

Naci Ağbal, göreve gelerek 1961’den bu yana uygulanan ve hiçbir netice alınmaya yüksek faiz düşük kur politikasına hızlı bir dönüş yapmıştır. Güya yüksek faizle enflasyonu önleyecek!
Yüksek faiz ile enflasyon önlenir mi? Önlenseydi 1961’den beri önlenirdi. Güya merkez bankasının görevi fiyat istikrarıymış, 1961’den bu yana bir defa başarılı olundu mu ki şimdi olunsun?

Ekonomi politikasında neyin neden neyin sonuç olduğu konusunda 1961’den buyana bir kargaşa devam etmektedir. Bu nedenle de ne enflasyonu önleyebilmekteyiz ne de işsizliği. Aynı politikaları uygulayarak farklı sonuç bekliyoruz; buna, Einstein aptallık diyor.

Peki, ne yapmalıyız? Öncelikle, neyin sebep neyin sonuç olduğu konusunda bir karar vermeliyiz. 1961’den bu yana enflasyonun çözümünü yüksek faizde aramış ve başarılı olamamışsak; artık yüksek faizin enflasyonu çözeceği varsayımından vazgeçmeliyiz. Ülkemizdeki enflasyonun nedeni cari açıktır. Cari açığın metafizik nedeni yanlış ekonomi politikası zihniyetimiz, fiziki nedeni ise uygulanan yüksek faiz düşük kur politikasıdır.

Öncelikler bizim gibi sermaye hareketi serbestliği olan ülkelerde faiz, kur, istihdam ve enflasyonun mekanizmasının nasıl çalıştığını bilmemiz gerekir. Sermaye hareketi serbestliği, yabancıların herhangi bir sınırlamaya tabi tutulmaksızın ülke içindeki finans ve sermaye piyasalarına fon aktara bilmeleridir. Finans piyasalarına gelen paraya sıcak para, sermaye piyasası ya da yatırıma gelen paraya da doğrudan sabit sermaye yatırımı diyoruz.

Enflasyon bahanesi ile yüksek faiz uygulanan bir ülkeye, sıcak para akımı olur. Sabit sermaye yatırımı için para gelmez. Neden gelmez? Çünkü yüksek enflasyonlu ülkede maliyetler artacağı için, kimse satamayacağı malı üretmek için yatırım yapmaz. Bu nedenle yabancı yatırımcılara ülkemizde yatırım yapın diye davetin alıcısı olmaz.

Yüksek faizin normalde parasal sıkışmaya neden olması gerekir. Naci Ağbal da faiz artırdığında para politikasında sıkı duruşun devam edeceğini söylemişti. Neremle güleceğime şaşıyorum bu açıklamalara!
Güya yüksek faiz ile piyasadan TL çekilecek, talep gerileyecek ve de enflasyon düşecek! Faiz yükselince ülkeye sıcak para akıyor. Gelen döviz, MB’ye giderek TL’ye dönüyor. Yani döviz karşılığı para basılıyor. Basılan TL; borsa, TL mevduat ya da hazine bonosuna gidiyor. Bunun sonucu harcamalar için tekrar kaynak yaratılmış oluyor. Hani parasal sıkılaşma yapmıştık yüksek faizle? Tam tersi para arzı tabanını genişlettik. Döviz karşılığı basılan parayı MB’nin tekrar piyasadan çekmesi gerekir. Faizler yüksek olduğu için paranın piyasadan çekilmesi, MB’na ve ekonomiye ayrı bir maliyet bindiriyor. Bunun için de MB piyasadan parayı çekemiyor. Çekilmeyen para talebi artırıyor ve enflasyona zemin oluşturuyor. MB faiz artışı ile güya enflasyonu önleyecekti; gerçekte enflasyona gaz veriyor. Yükselen faizle özel sektörün de hem işletme hem de yatırım maliyetleri attığından enflasyon ateşinin altına bir odun da onlardan geliyor.

Yükselen iç talep, artan üretim maliyetleri ve bollaşan dövizden dolayı ithalat zorunlu ve cazip hale geliyor. Bunun sonucu, enflasyon ve faizlerle maliyetleri artan işverenlerimiz iç ve dış pazarlarda ithal mal karşısında rekabet edemeyerek iş yerlerini kapatıyorlar. Kapanan işyerleri, işçilerimizi işsiz bırakıyor. Kapanan işyerleri ve işsiz kalan insanımız kurumlar vergisi, gelir vergisi ve KDV ödeyemediği için devlet de gelirsiz kalıyor. Hep birlikte borçlanıyoruz.

Kim kârlı çıkıyor bu işten? Döviz bozdurarak ülkemize borç verenler ile ülkemize mal satan yabancılar bu işin kaymağını yiyor.

İki soru ile bitirelim yazımızı. Faiz artıran MB başkanı kime çalışıyor? Benim uzmanlık alanım ekonomi diyen syn Cumhurbaşkanı Ne gibi tedbirler aldı.
Yeni MB başkanı ile bu süreci izleyeceğiz?

Esat Şen

TIKLA RADYO DİNLE Televizyon İzle
Karaman Dijital Kütüphanesi Kuruldu
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.