h Dolar 16,4092 % 0.24
h Euro 17,5563 % 0.24
h Çeyrek Altın 1.589,00 %-0,19
h BIST100 2.429,20 %0,46
a Öğle Vakti 12:49
Karaman 22°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
KARAMAN HABER
KARAMAN HABER
Gündoğdu Yıldırım

Gündoğdu Yıldırım

24 Mayıs 2022 Salı

Bahar Gündoğdu Yıldırım yazdı

Bahar Gündoğdu Yıldırım yazdı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Yeniden doğuş da denilebilir.
Rönesans da “yeniden doğuş” demekti.
Avrupa’da Orta Çağ sonrasında; siyasi, kültürel, politik, bilim, sanat, mimari ve eğitim alanlarında bir yenilenmeye gidildi. 14. yüzyıl ile 17. yüzyılı kapsayan bu yenilenme sürecine de Rönesans denildi.
Sonra reformlar, oldu.
Sonra mı?

Avrupa’da ardı arkası kesilmeyen gelişmeler…
Ne olmadı ki; kimsenin aklına gelmeyecek şeyler…
Avrupalılar, dünyaya küçücük kıtadan hükmettiler.
Her şeye yön verdiler…
Rönesansla başladı Avrupa’da bahar.
Sonra diğer mevsimler…
Baharın hakkı ödenmez…
Bahar, bir başlangıç, “yeniden doğuş” demek…
Kış uykusundan uyanmak, ayağa kalkmak…
Yaşama dört elle sarılmak…
Yeniden doğmak…

Hani Ataol Behramoğlu şiirinde diyor ya:
“Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var
Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına
Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana.”
Bahar bizi çağırıyor yaşamaya…
Büyük yaşamaya…
Hem de tüm güzelliği ile…
Doğrudur; bazen soğuk, bazen rüzgârlı, bazen de yağmurlu hatta karlı…
Bahardır…

Yaza, kışa, sonbahara hiç benzemez…
Cilvesi, şımarıklığı hep vardır…
Var olacak da…
Uyandıracak tüm dünyayı…
Sarsarak, silkeleyerek, üşüterek, ısıtarak…
Rönesans gibi…
Uyanmak gerek çok geç kalmadan…
Yaz kapıda…
Tam zamanı yeniden doğmanın…

Gündoğdu Yıldırım
ibrala.com

Devamını Oku

“Döngü” Gündoğdu Yıldırım yazdı

“Döngü” Gündoğdu Yıldırım yazdı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Herhangi bir olayın birden fazla tekrarlanması.
Bir izlencede yer alan ve belirli bir koşul gerçekleşmedikçe yeniden uygulanan bir komutlar dizisi.
Aynı ses sinyalinin kopyalama yoluyla sürekli tekrar etmesi.
Elektrik sinyalinin birbirine bağlı bir dizi bileşen üzerinde takip ettiği yol.
Bir zaman dizisinde belirli aralıklarla aynı olan devinim.
Ve daha birçok tanımdan bahsedilebilir.
Sonuçta döngünün, bir tekrar dizini anlamına geldiğini söyleyebiliriz.
Dünya da dâhil, varlıkların bir döngü içinde olduğu bir gerçek.
Güneş sistemi içindeki bütün cisimler Güneş’in etrafında döner.
Uzay boşluğunda dönmeyen yok…
Öyle yavaş falan da değil; dünya saatte 105 bin 444 kilometre hızla döner.
Bu döngü esnasında sürekli bir değişim olur.
Bu değişim döngünün varlık nedenidir.
Zaman içinde her şey yer değiştirir.
Yeniler eski; eskiler yeni olur.
Bu döngüdeki değişimi zaman zaman fark ederiz.
Çoğu zamanda “değişen bir şey yok.” der geçeriz.
Zayıflar, güçlü; zenginler, fakir; çalışkanlar, tembel…
Güçlüler, zayıf; fakirler, zengin; tembeller, çalışkan…
Döngünün varlık nedenidir…
Dağ köylerinin bir zamanlar bolluğun, bereketin, zenginliğin merkezi olduğunu bilen var mıdır?
Şimdilerde ova köyleri can çekişiyor.
Terk edilen dağ köyleri eski cazibesine kavuşuyor.
Şimdilik yayla evleri, tatil köyleri, hobi bahçeleri…
Zaman içinde süreç neye evrilir bilinmez.
Bilinen ise her daim bir döngünün var olduğu ve döngü içinde birçok şeyin yer değiştirdiğidir.

Gündoğdu Yıldırım
ibrala.com

Devamını Oku

Sorgulamak

Sorgulamak
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bilim adamları, felsefeciler en çok sorgulayanlardır.
Bugünlere de onların sorgulamaları sayesinde gelinmiştir.
Her dönemin kendine göre doğruları vardır.
Bugünün doğruları yarının doğruları olmayabilir.
“Dünya, tepsi gibi dümdüzdür” doğrusu uzun yıllar kabul gördü.
Coğrafi keşifler öncesi, dünyanın bilenen büyüklüğüne inanıldı.
Kölecilik, Feodalite, kapitalizm en iyi yönetim şekilleri sanıldı.
Buluşların, keşiflerin her dönem için son olduğu iddia edildi.
Her doğal afette de dünyanın sonu geldiği söylendi.
Büyük afetlere kıyamet günü dendi…
Irkların, sınıfların üstünlüğü savunuldu.
Değişmeyen tek şey değişimdir…
Doğrular sürekli değişiyor.
Bir değişim döngüsü her daim vardır ve de var olacaktır.
İnsanlar bu değişimi sorgulayarak öğrenir.
Sorgulanmadan öğrenme gerçekleşmez; öğrenilen bilgiler, sadece zihinde yer kaplar. Bilginin öğrenilmiş olması için; davranışa dönüşmesi gerekir.
Bir hikâye anlatılır: Bir kışlada yeni yapılan bir anıtı korumak için askerler tarafından tutulan nöbet zaman içinde sürekli hale gelir ve yıllarca o anıtın başında askerler nöbet tutar. Bir zaman sonra tutulan nöbetin yapım aşamasında anıtın zarar görmemesi için olduğu anlaşılır ve askerlerin nöbet tutma süreci sona erer.
Sorgulamak; neden aramaktır. Doğru bilgiye ulaşmaktır.
Sorgulamak kolay bir iş de değildir
Sürüden kopmak, aykırı sayılmak…
Cezalandırılmak…
Tek başına kalmak…
Tek olmak…
Cezası ne kadar ağır olursa olsun…
Meyvesi paha biçilmez değerdedir.
Sorgulamak…
Kutsal bir görevdir.
Gündoğdu Yıldırım
ibral.com

Devamını Oku

Dün gibi içimdesin

Dün gibi içimdesin
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bir daha da olmamak… Ebediyete gitmek…
Kavgalarımız, sevinçlerimiz, paylaşımlarımız…
Çocukluğumuz… Gençliğimiz…
Omuz omuza verdiğimiz mücadelemiz…
Var olma kavgamız…
Sol yanımız…
Hepsi beynimde, bir film şeridi…
İzliyorum bir bir…
Bazen gülüyor, bazen ağlıyorum…
Kabul etmek istemiyorum ölümünü.
Ölmeseydin, yaşasaydın diyorum.
Kafam nedenlerle dolu…
Neden diyorum…
Neden…
Neden ölüyor insanlar…
Ne kadar soğuk ölümün yüzü.
Nefret ediyorum ölümden…
Ölüme övgüler düzenlere inat…
“Ölüm adın kalleş olsun” diyorum.
Hiç kimse ölmesin istiyorum…
Ama hiç kimse…
Biliyorum, “Her ölüm erken ölüm!”
Hala dün gibi…
Öyle yaşıyorum…
Ali derdim!
Ali!
Dünyanın en güzel insanı, dürüstlük abidesi.
Sevgi dolu yüreği…
Kin, nefret değildi rehberi.
İyilik meleği…
Doğanın dengesi, dünyanın gerçeği…
İnsanlığın düşmanı…
Ölüm!
İsyanım var…
Kabul etmiyorum.
Her bir yaşanmışlığı…
İnadına yüreğimde taşıyorum.
“Dün gibi içimdesin…” diyorum.

Gündoğdu Yıldırım
ibrala.com

Devamını Oku

Karma eğitim

Karma eğitim
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bir köşe yazarı köşesinde, karma eğitimi konu edinmiş. “Karma eğitimin öğrencilerin başarısını düşürdüğünü iddia etmiş. İngiltere’de, bazı okullarda kızlarla, erkeklerin ayrı sınıflarda öğrenim gördüğünü, bu okullarda başarının çok yüksek olduğunu söylemiş, sonra da “Neden hala ülkemizde karma eğitim de diretiliyor, bunu anlamış değilim.” demiş.
İşin doğrusu şaşırdım kaldım.
Okul nedir? Eğitim nedir? Öğretim nedir?

Bilmek gerekmez mi?
Eğitim, okulla başlar…
Eğitim; kültürel değerleri yeni nesillere aktarıp, toplumsal devamlılığı, bütünlüğü sağlayarak bilimsel teknolojik gelişmelere bağlı kalıp kültürün gelişimini sağlayacak yeni bireyler yetiştirmektir.
Bireyleri eğitmek ve yetiştirmek…
Toplumun devamını sağlamak…
Kültür aktarmak…

Bir toplumun kalitesi okullarından belli olur.
Kadın cinayetleri, töre cinayetleri; kan davaları, berdeller…
Her gün yaşanan şiddet olayları…
Gelenekçi yaşam dayatmaları…
Ülkenin gerçekleridir.
Bu gerçeklerle;

Kızlarla, erkekleri ayrı sınıflara koyarak mı?
Eğitimi boş ver öğretime bak, diyerek mi?
Eğitime cinsiyetçi bakarak mı?
Baş edeceksiniz…
Eğitime cinsiyetçi bakmak, ilkel bir yaklaşımdır.
Bizi orta çağ karanlığına götürür.
Ne diye övünüyoruz: Kadınlara seçme ve seçilme hakkını Avrupa ülkelerinden daha önce biz verdik diye.
Övünmeliyiz de…

Kadınsız bir toplum; medeni bir toplum olmaz…
Öğretim adı altında olayı masumlaştırıp, öğrenci başarısı kisvesine büründürmek…
Kadını ikinci sınıf görmek…
Eğitimi yok sayıp okulu öğretime indirgemek…
Ne kadar ahlaki…
Teknoloji erkeğin beden gücü üstünlüğünü ortadan kaldırmış; kadını erkeğe eşitlemiştir.
Bunu artık anlayın…

Gündoğdu Yıldırım
ibrala.com

Devamını Oku